25 Ekim 2014 Cumartesi

ÖNEMİNE BİNAEN

BU YAZIYI SİTEMİZDE 27 ARALIK 2013 TARİHİNDE YAYINLAMIŞTIK

ANCAK KONU İKTİSADİ BİR KONU OLDUĞU İÇİN FAZLA DİKKAT ÇEKMEMİŞ


OYSA SİTEMİZDEKİ EN ÖNEMLİ YAZI BELKİ DE BUYDU.


LÜTFEN SONUNA KADAR OKUYALIM VE HERKESE OKUTALIM...



ANONİM ŞİRKETLERİN SAHİPLERİ GİZLENİYOR


EN YAYGIN VE EN KOLAY KARA PARA AKLAMA YÖNTEMİ



















Yahudi tüm dünyada öyle bir sistem kurmuş ki hem dünyanın tüm servetinin sahibi olabilir hem de bunu herkesten kolaylıkla gizleyebilir.

Sistem anonim şirketler üzerine kuruludur ve anonim şirketlerin sahipleri isterlerse kendilerini herkesten gizleyebilirler. Üstelik yasal yöntemlerle.

Yani bu yasaları da kendileri bu amaçla düzenlemişler ve tüm dünyaya da kabul ettirmişlerdir. Tabi zorla değil, “Dünyadaki sistem bu; siz de dünya ile uyum sağlayınız, ticaret kanunlarınızı tüm dünyada geçerli olan kanunlarla uyumlu hale getiriniz” diyerek bunu yapıyorlar. Dünya ile ticaret yapan her ülke de bu kanunları kabul ediyor. Çünkü uluslararası ticaret kuralları da bu şekilde işliyor ve ithalat, ihracat yapan her ülke buna mecbur kalıyor. Dünya Ticaret Örgütü gibi uluslararası ekonomik kuruluşlar da bu kurallara göre çalışıyor. 

Düzenleme ticaret kanunları aracılığı ile yapılıyor.

Bizdeki uygulamaya bakarak konuyu anlatalım:

Anonim Şirketler Türk Ticaret Kanunu’na göre en az bir ortak ve asgari 50.000.TL sermaye ile kuruluyor ve sermaye payları SPK’ndan çıkarılacak hisse senetleri ile temsil ediliyor.

 Ve bu çıkarılan hisse senetlerinin nama (yani isme) yazılı olması gerekiyor. Yani şirketin kurucu ortaklarının kimler olduğu, kimin ne kadar hisseye sahip olduğu tescil ve ilana tabi olduğundan herkes tarafından biliniyor. 

Ancak buraya dikkat:

Eğer şirket sermaye artırımına giderse artırılan sermaye payları hamiline yazılı olarak temsil edilebiliyor. Yani hamiline yazılı hisse senedi demek tıpkı nakit para gibi zilyetliğini elinde bulunduran kişiye ait olan hisse senedi demektir. (Örneğin 100 TL lik bir banknot kimin elindeyse sahibi odur.)

Bir örnekle açıklarsak:       

50.000.TL sermayeli bir şirket kurulmuş olsun ve bu sermayenin 25.000 TL’si  A şahsı,25.000 TL’si de B şahsı tarafından karşılansın.

Çıkarılan hisse senetlerinin her birinin üzerinde o hisse senedinin sahibinin ismi yazar. Yani o hisse senedi kaybolsa bile bulan kişi için bir şey ifade etmez.(Başkasına ait Nüfus cüzdanı gibi)
Şimdi bu şirket sermayesini 500.000 TL’ye çıkarmış olsun ve artırılan hisse senetlerini de hamiline yazılı çıkarsın.

Yeni çıkan hisse senetlerinde sahibinin ismi yazmaz ve sadece hamiline yazar. Yani bu hisse senedini  kim elinde tutarsa sahibi de odur anlamına gelir. Kaybolursa bulan kişi şirketin de sahibi olur. Kaybeden kişi de hisse senetlerinin kendi isteği dışında kaybolmak suretiyle elinden çıktığını ispat ederek dava yoluyla yeniden iktisabına çalışır.

İşte kara para aklama senaryosu:

A ve B şahsı aslında üç beş lira karşılığı bu işi yapan basit adamlar olsun.
Artırılan 450.000 TL lik hamiline yazılı hisse senedinin fotokopileri çekilsin ve bir noter çağrılıp aslı gibidir diye tasdik edilsin.

Dikkat A ve B şahısları dışında şirketin şimdi iki tane daha sahibi oldu. Aslını gösteren esas sahibi, tasdikli suretini gösteren de aslı gösterilemediği müddetçe esas sahibi.

Asılları elinde tutan Y (Yahudi) tasdikli fotokopileri elinde tutan da M (Yahudi’nin müdürü)olsun.
Yahudi 450.000 TL sermayeyi şirketin hesabına yatırır. Şirket bunu işletme sermayesi yapar.

Buraya dikkat: M’ ye talimat verir yıllık 1 milyar TL lik fatura kesip, vergisini ödeyip bu parayı aklayabilir.
Ya da Y bir siyasetçi olsun ve bu paralar rüşvet olsun. Yine aynı şey geçerlidir. Ayrıca o siyasetçinin devlet ihalelerini şirkete ihale ederek ilaveten kazandıkları da cabasıdır.

Mevcut kanunlara göre Y şahsının kim olduğunun bilinmesi mümkün değildir.
M şahsı bilinir, kamuoyu önünde yer içer, gezer tozar ama Y’ye yamuk yaparsa olağanüstü bir genel kurul toplantısı ile her zaman görevden alınıp yeni bir müdür getirebilir. Y’ye M’mi yoktur?

Bu dehşet bir olaydır. Yani bildiğimiz, tanıdığımız, medyatik holding sahipleri aslında bir Yahudi’nin müdürü de olabilirler. Ya da Y yabancı bir gizli servis de olabilir. CIA, Mossad gibi. Dehşet bir şey.

Peki bu gerçeği biz biliyoruz da başka bilen yok mu? Kesinlikle çok bilen vardır da neden dile getirilmiyor biz de anlayabilmiş değiliz. Y’lerden M’ lerden zaten beklemiyoruz da, akademisyenler niçin susar anlamak mümkün değil. 

Ekonomi yöneticileri sadece Borsada işlem gören hisse senetlerinin hangi firmaya ait olduğuna ve ne kadar hisse (Kaç TL lik) olduğuna dair bir kayıt bürosu kurmuşlardır. Ama sadece borsada işlem gören hisse senetleri için geçerlidir ve Y’nin ismi bilinmeden M tarafından sadece şirketin ismi ile işleme sürülmektedir.

Bu konu çözümsüz değildir ama irade gerektirmektedir:

Ülkemizde mülkiyet değişikliğinin tescil edildiği siciller vardır.
Gemi Sicili, Ticaret Sicili, Trafik Sicili ve Tapu Sicili.

Bunlara SPK da kurulmak üzere HYHS (Hamiline yazılı hisse senetleri sicili) isimli bir sicil eklenebilir ve iktisap edene "bir ay içinde sicile işletmek şartıyla iktisap edilir, isteği dışında elinden çıkan ise yerel mahkeme kararıyla her zaman itirazda bulunabilir” şartı ile şeklinde düzenleme getirilebilir.



Bu uygulama sermayenin gerçek sahibini en geç bir ay içinde öğreneceğiz anlamına gelir.

20 Ekim 2014 Pazartesi

YE'CÜC- ME'CÜC MESELESİ

YE'CÜC- ME'CÜC MESELESİ





Kuran'a göre bunlar iki kavimdir. Bediüzzaman bu iki kavmin Mançur ve Moğol halkları olduğunu yazmış.Başka alimlerden uzaylılar olabileceğini söyleyenler de var.Mustafa Özbağ Hocaefendi "UZAYLI DEV YARATIKLAR" diyor.

Biz, Bediüzzaman'ın tasvirini esas alıyoruz ve şöyle açıklıyoruz İnşallah.

Bugün Moğol halkları ve Moğol Devleti dünya için bir tehdit oluşturmuyor ve kıyamete kadar da böyle bir ihtimal yok çünkü Moğolistan çok geri kalmış, küçük bir ülke.

Ancak Mançur halklarını oluşturan ÇİN Devleti 3000 yıllık bir devlet. Tarihini araştırdığımızda şunu görüyoruz:

MÖ 250 li yıllarda Moğollar çok güçlü bir devletmiş ve ÇİN'i işgal etmişler. Ancak Çine yerleşince ÇİN kültürü çok hoşlarına gitmiş ve hepsi de Mançur kültürünü benimsemiş ve Mançur olmuşlar. (Bakınız bu Çin Tarihi'nde vardır. Wikipedia)

Yani bugün kü ÇİN Devleti Mançur ve Moğol Halklarından oluşur ve ahir zamanda çıkacak YE'CÜC-ME'CÜC, ÇİN Devletidir.

Maddi ispat:

1800 lü yıllarda dünyada herkes dünyanın süper gücünün Osmanlı olduğunu düşünüyordu ama gerçekte böyle değildi.O yıllarda dünyanın gizli süper gücü İngiltere idi. Ama İngiltere bu gücünü açıklayamıyordu. Çünkü tüm dünya Osmanlıyı lider bildiği için İngiltere'ye bir savaş açsa tüm dünyayı da yanına alma  ihtimali vardı. Bugünkü ABD gibi. 

O yüzden İngiltere süper güç olduğunu gizlemiş ve Osmanlıya karşı dünyayı arkasına takacak zamana kadar beklemiş ve gizli güç olduğunu da belli etmemiştir. (O dönemde İngiltere' yi süper güç yapan da Deccal' dir. Bu ayrı bir konudur.)

Tıpkı o zaman İngiltere süper güç olmasına rağmen herkes Osmanlıyı süper güç bildiği için  İngiltere'nin ortaya çıkamadığı gibi bugün de Dünyanın süper gücü ABD değil gerçekte ÇİN' dir. 

Ama dünya ABD'yi super güç bildiği için bir ABD-ÇİN Savaşında tüm dünya ABD'nin yanında yer alır ve ÇİN mahvolur. O nedenle şimdi de dünyanın süper gücü olduğunu ÇİN gizlemektedir.

3.Dünya Savaşında da ÇİN, Rusya'nın yanında göstermelik yer alacak ama esas amacı hem ABD hem de Rusya'dan kurtularak Dünyanın tek süper gücü olmayı hedefleyecektir. Ancak ÇİN şu konuda yanılacak ve elli yıl beklemek zorunda kalacaktır. O da Dünya Savaşı sonunda tüm Dünyanın Müslüman olacağı ve Türkiye'nin yeniden dünyanın süper gücü olacağı gerçeğini görememektedir. İşte bu durumla karşılaşacak ve bir elli yıl daha beklemek zorunda kalacaktır.

Bu elli yılın sonunda ise ÇİN, tüm dünyayı işgal edecek.Yeraltı yer üstü tüm kaynakları, petrol, maden,tarım ürünleri ne varsa yok edecektir. Bediüzzamana göre Yecüc-Mecüc işgali 2073 lü yıllar.Altın Çağın başlangıcı da 2023 lü yıllar. 

Sonra Allah CC onlara bir hastalık verecek.Öyle bir hastalık ki çok hızlı bulaşıcı ve çok hızlı öldürücü bir hastalık. Ve çok kısa bir sürede yok olacaklar. Hadisi kutsi de SAS Efendimiz "Deve ve koyunların burnundan geçen bir hastalık"olarak işaret etmiştir.

Bu Çin gribi belkide bir işaretti ve esas grip deve gribi veya koyun gribi gibi bir hastalık olacak Allahu alem.

Kuran-ı Kerim'de Yecüc-Mecüc'ü Hz.Zülkarneyn AS'ın demir ve bakır madenlerini eriterek bir geçidi kapatmak suretiyle hapsettiği kıssası geçmektedir.Ancak bu kıssa ve Hz.Zülkarneyn AS hakkındaki bilgiler tamamen gaybi bilgiler olup bu konuyu bu güne kadar tam açıklayabilen bir kaynağa rastlamadık.

Hz.Zülkarneyn AS kıssası, Hz.İbrahim AS'dan daha sonra gelmesine rağmen Kuran'nın en büyük sırlarından biri olup alimler, peygamber olup olmadığı hususunda dahi çelişkiye düşmüşlerdir.

Ancak tüm dünyaya hakim olmuş bir devlet başkanı ve komutan olduğu ve dünyada zulme karşı mazlumu koruyan bir düzen kurduğu açıkça bellidir. Müslüman Türk tarihçiler Hz.Zülkarneyn AS'ın Bilge Kağan olabileceği kanısındadırlar.

"Dünya'ya dört kişi hakim oldu ikisi Müslüman ikisi kafirdir. Müslümanlar Hz.Süleyman ve Hz.Zülkarneyndir. Kafirler ise Nemrut ve Buhtunnasr'dır. BEŞİNCİ DEFA DA OĞLUM MEHDİ HAKİM OLACAKTIR" anlamındaki hadise de uygundur. 

ÇİN SEDDİ MESELESİ

Bu günkü Çin Seddi Çinlilerin Türk saldırılarına karşı güvenlik amacıyla inşaa ettikleri bir settir. Ancak Hz.Zülkarneyn kıssasında anlatılan set değildir.(Belki de Hz.Zülkarneyn AS'ın işgalinden sonra Çinliler tekrar gelmesin diye bu seddi inşaa ettiler.) 

Çünkü o set Çinliler tarafından inşa edilmemiştir. Tam tersine Çinilere karşı inşa edilmiştir. Üstelik demir ve bakır madenleri eritilerek inşaa edilmiştir.

İşin manevi boyutunu anlatmamız tabi ki mümkün değil ancak maddi olarak şunu ifade edebiliriz. Dünyada demir ve bakır madenleri bakımından en zengin ülke Afganistan'dır. Belki de ve Allahu alem bu set ÇİN ile Afganistan sınırında, yer altında kalmış bir settir ve Hz.Zülkarneyn'den yardım isteyen kavim de Afganlılar'dı. Belki de ABD,Rusya o yüzden Afganistan'a saldırıyorlar.

Ayrıca Afganistan'ın yer altı zenginlikleri için Hz.Peygamber SAS Efendimizin de hadisi vardır.
Eğer bu tespitler doğru ise Hz.Zülkarneyn'in Bilge Kağan olduğu da çok kuvvetli bir ihtimal olur Allahu Alem.Ayrıca kavminin ve Ordusunun da Türk Milleti olduğu tabii ki... Ve Afgan halkının ikibin yıllık Türk sevgisinin sırrı da çözülür.

Peki Hz.Zülkarneyn AS'ın Çinlilere karşı Afgan halkını korumak için Afgan halkı ile birlikte inşaa ettiği "Seddi Zülkarneyn" nerede olabilir?

Afganistan Çin sınırındaki VAHAN KORİDORU bölgesinde olabilir. TAKLAMAKAN ÇÖLÜ ile bir geçit de olabilir bir tünel de.

Her iki çıkış noktası aynı yükseklikte ama ortası daha düşük bir seviyede yay şeklinde bir tünel de olabilir. Afganistan tarafından tünele demir ve bakır madenleri doldurulup ateşlenince tünelin çukur yerine akan madenler tüneli en çukur yerlerinde tamamen kapatır. Tabi en doğrusunu Allah CC bilir.

Bu tüneli Çinlilerin açmaya çalıştıkları ancak "Bismillah" demedikleri için tam açacakları sırada akşam olduğu ve açamadıkları şeklinde de rivayetler bulunmaktadır. Bunun bir anlamı Allahu Alem şöyle olabilir:

Bismillah diyen Müslüman olur.Çinliler Müslüman olsa o zaman Ye'cüc Me'cüc olmazlar. O zaman Bismillah demeyeceklerine göre Bismillah'dan kasıt onların ABD'liler ve Ruslar gibi bilimsel konularda İslami kaynaklara önem vermedikleri ve bir gün önem verip bakacakları ve kendilerinin bu tüneli açınca Dünyaya hakim olacaklarını görmeleri olabilir Allahu alem. 

Çin, şu anda o bölgede normal mesai saatleri içinde işin farkına varmadan bir bakır madeni işletiyor olmalı.





TABİİ Kİ EN DOĞRUSUNU ALLAH CC BİLİR .ALLAHU ALEM.

18 Ekim 2014 Cumartesi

BİR AYETİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ


HZ.İBRAHİM AS SURESİ’NİN 4.AYETİ MEALİ





4 - Biz, her peygamberi, ancak bulunduğu kavminin diliyle gönderdik ki, onlara apaçık anlatsın. Bu itibarla Allah dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğini de hidayete erdirir. O her şeye galiptir, hükmünde hikmet sahibidir.(ELMALILI MUHAMMED HAMDİ YAZIR MEALİ)


VE TEFSİRİ


Biz hiçbir peygamberi gerek özel, gerek genel bir şeriat veya kitap getiren hiç bir peygamberi başka türlü göndermedik. Ancak kavminin dili ile gönderdik. Yani Allah'ın adeti böyledir. Öteden beri her Peygamber, gönderildiği ümmetin ve özellikle içlerinde oturduğu topluluğun dili ile gönderilmiştir. Ki onlara açıklasın. Tebliğine emredilmiş olduğu şeyleri kavmine anlatsın anlattırsın. Bilenin bilmeyene, hazır bulunanın bulunmayana anlayacağı bir dil ile açıklaması ve tebliğ etmesinin bir vazife olduğunu anlatsın. Çünkü bir peygamberin peygamberliği gerek kavmine ait olsun ve gerek daha başkalarını da kapsasın ve bu kapsamlılık gerek Hz. Muhammed'in SAS peygamberliğinde olduğu gibi bütün insanlara ve hatta insan ve cinlere kadar genel olsun ve gerekse birkaç topluma ait bulunsun mutlaka o peygamber, kavmini davet edecek ve ilk işi onlara peygamberliğini anlatmak olacaktır. Bu ise onların en iyi, en kolay anlayabilecekleri kendi dilleri, kendi lehçeleri ile açıklamaya bağlıdır. Her şeyden önce "Önce en yakın akrabalarını korkut.." (Şuârâ, 26/214) gereğince en yakından başlayarak peygamber, kavmine bu açıklamayı yapar, Allah'ın emirlerini açıklar ve ilan eder. Bunun üzerine Allah da dilediğini saptırır, yani gerek o kavimden olsun ve gerek dışardan bulunsun bizzat veya vasıta ile etraflıca veya özetle o açıklamayı işiten insanların kimisini Allah, yola getirmez, hakkı sevdirmez, o açıklamadan faydalanmaz, imana başarılı kılmaz, sapıklığa mahkum eder. Dilediğini de hidayete erdirir. Peygamberin dilinden, o açıklamadan faydalandırır, hakkı sevdirir, iman ve ilim ve onun gereğince amel etmeyi nasib eder ve bundan ötürü bir taraftan Arapça bilenler, bilmeyenlere bildikleri diller ile nakil ve tercüme ederek Hz. Peygamberin açıklamalarını tebliğ ederler ve açıklarlar. Elçisinin elçisi, peygamberlerin varisleri olmak şerefine erişirler. Diğer taraftan bu şerefe erişmek için bir takımları da Arapçayı öğrenirler ve bu şekilde Hz. Peygamberin dilini esas olarak anlatırlar ve onunla davet dilden dile ve bir topluluktan diğer topluluğa yayılıp umumîleşir. Allah'ın saptırdığı bahtsız, hidayet ettiği mutlu olur. Ve o Allah öyle aziz, her şeyden üstün, iradesi bütün sebeplere ve etkenlere hâkimdir. Bundan ötürü iradesi ile çekişmek mümkün değildir. Onun için onun sapıttığını yola getirecek, hidayet ettiğini şaşırtabilecek hiçbir kudret, hiçbir irade bulunamaz. Ve Peygamberin açıklaması ne kadar kuvvetli ve açık olursa olsun Allah'ın izni olmayınca hidayet için yeterli olmaz, hem de öyle hakîmdir. Hiçbir sebebe muhtaç olmamakla beraber yaptığını hikmet ile düzenli yapar, iradesi yalnız hikmet olur. Onun için de açıklama yapmadan önce kimseyi sapıklığa mahkum etmez.

AYETİN MEALİNİ VE TEFSİRİNİ NİÇİN YAZDIK?

Yani Cenab-ı Mevla CC; İngilizlere bir peygamber gönderse o peygamberin dili İngilizce, ona inen kitabın dili de İngilizce olacakmış.Fransız,Rus,Alman hepsi için aynı şey geçerli.

Demek ki Türklere bir peygamber gelseydi o peygamberin dili de ona inen kitabın dili de Türkçe olacakmış.

Ama o İngiliz bize dedi ki: "Siz Kuran-ı Arapça okuyunuz, Türkçe'ye çevirmeyiniz, tam olarak çeviremezsiniz, günaha girmeyiniz." (Maksadı başka,anlamamızı istemiyor.)

Peki kendileri ne yaptı? İncil Hz.İsa AS'a Aramice indirildi ama bin yıl öncesinden İngilizceye,Fransızcaya,Almancaya çevirip okullarında okuttular. O da gerçek İncil olsa bari. Muharref olanı.Yahudiler ise kendi ırklarından başka ırkı dinlerine kabul etmedikleri için İbranice inen Tevrat'ı başka dillere çevirme gereği duymadılar ama tahrif etmeyi de unutmadılar.Tevrat'ın başka dillere çevrilmesi yabancı ülkelerde o ülkenin dili ile büyümüş ve İbraniceyi bilmeyen azınlıklar için onların sayısına uygun olarak çevrilmiştir.  

Peki Atatürk İngiliz'e ne demiş?

"İngilizler muharref İncil'i bin yıl öncesinden kendi dillerine çevirip halklarına öğretirken biz niçin dosdoğru olan kitabımızı Türkçeye çevirip milletimize öğretmeyelim?Bu büyük bir hiledir.Biz de Kuran-ı Kerim'i Türkçeye çevirelim, insanlarımız okusunlar, anlamaya çalışsınlar,üzerinde düşünsünler ve tefekkür etsinler ve dosdoğru dini doğrudan Allah CC'nın ayetlerinden öğrensinler" demiş. İngiliz ajanı olan sahte şeyhlerden öğrenmesinler istemiş.

YUKARIDAKİ AYETİN MEALİNE VE TEFSİRİNE GÖRE ŞİMDİ SORUYORUZ:

Kuran-ı Kerim'i Türkçeye çevirdiği için Atatürk mü dinsizdir yoksa Kuran-ı Kerim'in Türkçeye çevrilmesine karşı olup da Atatürk'e dinsiz diyenler mi dinsizdir?

Kuran-ı Kerim Türkçeye hiç çevrilmese ve bizler Kuran-ı sadece Arapça metninden okusaydık inanın
adımız Müslüman olurdu ama kendimiz asla şuurlu bir Müslüman olamazdık. Kara cahil bir Müslüman olurduk.O zaman da İngiliz'in sahte Şeyhlerinin peşine düşer Suriye'de,Irak'da adam keserdik,Allah CC korusun.

Atatürk'e kim niçin saldırıyor?

Bunları tek tek yazabiliriz ve bütün iftiralarını da def edebiliriz İnşaallah. Burada sadece şunu ifşaa edelim:

Atatürk'e bilimsel (!) saldırı yapanların en başında Mustafa Armağan gelir. Yani saldıranlar hep onun araştırmalarını delil gösterirler.Ama delilleri hep yalan ve iftira doludur. Bu şahıs aslen Şırnak Cizre' lidir. Onu delil gösterip saldıranların büyük bir çoğunluğu da Kürt kökenlidir. Kürt kökenli olmak suç mu? Tabi ki değil ANCAK...

Kürt olduğunu ve Kürtçülük adına eleştirdiğini gizleyerek Atatürk'ü İslamcı bir kimlikle, İslam adına eleştirmek büyük bir iki yüzlülüktür ve Atatürk düşmanlığından ziyade VATAN HAİNLİĞİDİR.

Mustafa Armağan'ı uzun uzun yazmaya gerek yok. Sadece son yazısındaki bir iftirasını ve o iftirayı yine aynı yazısının bir sonraki paragrafında kendisinin nasıl yalanladığını takdirlerinize sunuyoruz.

Bu kadar da dikkatsiz biridir yani.

Yazısının birinci paragrafında Atatürk'ün Filistin cephesindeki on bin kişilik birliğini düşmana (İngiliz'e) hiç kurşun atmadan geri çektiğini ve Filistin'i İngiliz'e bıraktığını söylüyor.

Sonra ikinci paragrafta başka konulara geçmiş ve bu yazdığını unutmuş ve diyor ki: Atatürk'ün geri çektiği birlikten bin dört yüz kişinin geri dönebildiğini kalanının tamamen şehid olduğunu yazıyor.

Bre hain adam! O on bin kişinin 8.600 askeri şehid olmuş da İngiliz'e tek bir kurşun atmadan mı şehid olmuşlar? Hainsin vesselam.

Ağır yazdık, çünkü bu adam yazısının tamamında Atatürk'e şu iftiraları atıyor:

-Dinsizdi 
-Vatan hainiydi
-İngiliz ajanıydı demek istiyor.

Biz de diyoruz ki: Ey Armağan! Halt etmişsin sen.

Dinsiz de sensin, vatan haini de sensin, İngiliz ajanı da sensin.
İspatı da yukarıdaki ayet meali ve tefsiridir.


16 Ekim 2014 Perşembe

IŞİD İLE İLGİLİ HADİS'İ İNKAR ETTİLER

IŞİD İLE İLGİLİ HADİS'İ İNKAR ETTİLER



HADİSİ ŞERİF:

Hz.Ali RA Efendimiz rivayet ediyor:

“Siyah bayrakları gördüğünüzde yerinizden kıpırdamayın. Ellerinizi ve ayaklarınızı hareket ettirmeyin (harekete geçmeyin). Sonra kendilerine ehemmiyet verilmeyen zayıf bir topluluk zuhur eder. Kalpleri demir parçaları gibidir. Onlar devlet sahipleridir (hum ashabu’d devle). Ne söz ne de ahit tanırlar. Hakka çağırırlar ama kendileri hak ehli değildir. İsimleri künyedir. Nispetleri ise köy ve şehirlerdir. Saçları kadın saçı gibi uzatılmış ve salınmıştır. Aralarında ihtilaf çıkıncaya kadar bakidirler. Sonra Allah hakkı dilediğine verir…( Hafız Nuaym Bin Hammad, El Fiten, hadis numarası 558, s: 136)”

Önemli bir haber sitesi, bir akademisyene bu hadisin sahihliğini soruyor ve o akademisyen de hadisin sahih olmadığını söylüyor. Tutarsız bir takım gerekçeler sıralıyor ve en sonunda da HADİSİ İNKAR EDİYOR.

Bu hadisi şerif bin yıldan beri hadis rivayetlerinde yer alıyor ve bin dörtyüz yıl boyunca da bu hadisin anlattığı siyah sancaklılar ilk defa zuhur ediyor. Yani IŞİD olarak.

Dikkat edilirse Hadisi şerifin anlattığı gerçek siyah sancaklılar değil onlardan önce çıkacak sahte siyah sancaklılardır. Çünkü hadis yorumlarında gerçek siyah sancaklılar çıktığında kar üzerinde sürünerek de olsa katılmamız isteniyor.

IŞİD'in çıkışı; Hz.Ali RA Efendimizin rivayetinin doğruluğunun İSPATI İKEN hadisin inkarı yoluna gidilmesi çok büyük cahilliktir.

Bu şöyle bir şey:

Dere kenarında oturanlardan bir kişi diğerlerine:

"Birazdan bu dereden hasarlı bir sandal gelecek" diyor.

Öbürleri de:

" Biz böyle bir şeyi daha önceden hiç görmedik, bu mümkün değil" diyorlar.

Sonra o hasarlı sandal geliyor ve bu o adamın dediğini doğruluyor.

IŞİD'İN ÇIKIŞI HADİSİ YANLIŞ ÇIKARMIYOR, AKADEMİSYEN EFENDİ!
TAM TERSİNE SAHİHLİĞİNİ MUCİZEVİ BİR ŞEKİLDE İSPAT EDİYOR.. 

Gerçek Siyah Sancaklıları rivayet eden diğer hadis yorumlarında ise "Horasan'dan çıkacak Siyah Sancakların ilk defa Abbasoğulları için çekileceğini, sonra bir defa da (Ahir zamanda) Hz.Mehdi AS için çekileceğini ama ondan önce de sahte siyah sancaklıların çıkacağını" bir çok alim anlatıyor.

Horasan'dan çıkan Siyah Sancakları Abbasoğulları için çeken Ebu Müslim'di. Ve Türk Ordusu'ydu. Şimdi yine Hz.Mehdi AS için çekilecek ve İnşaallah yine Türk Ordusu çekecek.

Çünkü Siyah Sancaklar Horasan'dan çekilecek.Horasan o zaman da Türk'tü,şimdi de Türk.

ALLAHU ALEM.  


15 Ekim 2014 Çarşamba

KOBANİ' DE KATLİAM OLMAYACAK.ÇÜNKÜ:


KOBANİ' DE KATLİAM OLMAYACAK







Amerikalı düşünür ve siyasi aktivist Noam 

Chomsky "Kobani'de muazzam sonuçları olacak 

büyük bir katliam olabilir" iddiasında bulundu.


Yazar ABD'li olmasına rağmen ABD 

politikalarını eleştirmekle tanınan birisi.


Genellikle çok doğru tespitler yapan 

Chomsky'nin bu iddiası tamamen yanlış.



ÇÜNKÜ, KOBANİ' DE SİVİLLER YOK VE HEPSİ 

ŞU AN TÜRKİYE'DE MİSAFİR EDİLMEKTEDİR. 

175 BİN KİŞİNİN TÜRKİYE'DE OLDUĞU DAHA 

ÖNCE AÇIKLANMIŞTI. KOBANİ'DE KİM 

ÖLECEK?


ÇARPIŞAN IŞİD İLE PYD-PKK MİLİTANLARI. 

ÖLÜRSE ÖLSÜN VESSELAM.

HZ.MEHDİ AS, İSTANBUL'DAN DEĞİL MEDİNE'DEN ÇIKACAK

HZ.MEHDİ AS, İSTANBUL'DAN DEĞİL MEDİNE'DEN ÇIKACAK




Aldığımız bir mail bu konuda da bir yazı yazmaya sebep oldu.

Hz.Mehdi AS'ın zuhur edeceği şehir olarak hadislerde geçen "MEDİNE" İstanbul olamaz mı?

Dayanak Arapçada "Medine'nin" "Büyük Şehir" anlamına gelmesi. Hatta hangi büyük şehir sorusuna Hz.Peygamber SAS Efendimizin Konstantiniyye (İstanbul) şeklinde cevap verdiğine dair de rivayet var.

Hadis yorumlarına göre bu iddia yanlıştır.


"Medine Büyükşehir" iddiası Adnan Oktar'a aittir. İstanbul'u kastediyor. Ama bu rivayet çok zayıftır.

Ve tutarsızdır çünkü o zaman Mekke neresi? Beyda neresi? sorularını da eklemek gerekir.

Hz.Mehdi AS'ın zuhur yeri Mekke'dir.Bunda ihtilaf yoktur. Mekke ile Medine arasında bulunan Beyda'da ise Süfyan'ın ordusu helak edilecek.Bunda da ihtilaf yoktur.

Bütün hadisler bu mahiyettedir.

Konuyu ispat eden ince nokta ise şudur:

Süfyan neden Mekke'den önce Medine'yi işgal edip yakıp yıkacak? Çünkü Hz.Mehdi AS'ı Medine'de sanacak. Irak'da bulunan Süfyan'ın Ordusu Medine'yi 360 adet tanktan oluşan bir zırhlı birlik ile işgal edecek, yakıp yıkacak.


Medine'den kasıt İstanbul olsa o zaman yakıp yıkılacak şehir de İstanbul olur ki hiç bir hadiste böyle bir rivayet yoktur.

Kaldı ki Hz.Mehdi AS, Medine'de iken Süfyan'ın ordusunun işgal için ve kendisini öldürmek amacıyla Medine'ye geldiğini öğrendiğinde Mekke'ye gizlice gittiği de ayrı bir hadis yorumu olarak rivayetlerde yer almaktadır.

Yani hadis yorumlarına göre Hz.Mehdi AS Medine-i Münevvere'de doğup büyüyecek, Mekke-i Mükerreme'de de zuhur edecek İnşallah.

HZ.MEHDİ AS'IN ZUHURUNA BİR ADIM DAHA

HZ.MEHDİ AS'IN ZUHURUNA BİR ADIM DAHA




Suudi Arabistan'da hapis bulunan Ayetullah Nemr en-Nemr isimli Şii alimini Suudi mahkemesi idama mahkum etti.

Bu olayın Hz.Mehdi AS'ın zuhurunu gerçekleştirecek olaylardan olduğunu ve idama mahkum edileceğini önceki yazılarımızda paylaşmıştık.


Ancak bu karar hemen infaz edilmeyecek.Çünkü iki kişi aynı anda infaz edilecek ve diğer kişinin kim olduğu şu an belli değil. 

Allahu alem diğer kişi Mekke ayaklanmasını başlatacak öteki Haşimi'dir ve gelecek yıl Ağustos ayı ile Ekim ayları arasında her ikisi birden infaz edilecekler.22 Ekim 2015 hadis yorumlarına göre çıkardığımız tarihtir.

Hadis yorumlarına göre Hz.Mehdi AS Medine'de Mehdi olduğundan habersiz yaşarken 2015 yılının yaz aylarında iki defa Mekke'ye gidecek.Muhtemelen Hac mevsimi de olabilir. Orada bulunan yedi evliya kendisinin Mehdi olduğunu ve isyancıların başına geçmesini isteyecekler ama o reddedecek.Allah'ın CC kendisine vermediği görevi kabul etmeyecek. Medine'de iken bu iki Haşimi Suud yönetimi tarafından infaz edilince Allah CC Medine'de bulunan Hz.Mehdi AS'a mehdilik görevini verecek ve Hz.Mehdi AS Mekke'ye üçüncü defa gidip isyancıların başına geçecek İnşaallah ve Allahu alem.Hadis yorumlarında olayların gelişimi bu şekilde anlatılmaktadır.

Bu idam kararı ile Hz.Mehdi AS'ın zuhuruna bir adım daha yaklaşıldı İnşaallah.    

En doğrusunu Allah CC bilir.


14 Ekim 2014 Salı

IŞİD'İN GÖREVLERİ

IŞİD'İN GÖREVLERİ




ABD, İNGİLTERE VE İSRAİL; IŞİD'E AŞAĞIDAKİ GÖREVLERİ VERMİŞLERDİR:

FRANSA VE  ALMANYA İSE BU OLAYLARDA ÇOK ETKİLİ DEĞİLLER VE KENDİ KAMUOYLARINI "YAKIN TAKİPTEYİZ, HER ŞEY KONTROL ALTINDA" GİBİLERDEN KANDIRMAYA ÇALIŞIYORLAR.


IŞİD'E VERİLEN GÖREVLER İSE ŞUNLAR:


BAĞDAT'TA:

SÜNNİ,Şİİ SAVAŞI ÇIKARIP TÜM ORTADOĞU' YA YAYMAK 


SURİYE'DE:

ESAD'I DEVİRİP İRAN'IN İLERİ KARAKOLUNU YOK ETMEK


MUSUL'DA:

MUSUL'U IRAK'TAN KOPARIP BARZANİ' YE BAĞIŞLAMAK SONRA DA BARZANİ'DEN ALIP İSRAİL'E VERMEK


KOBANİ'DE:

TÜRKİYE KÜRTLERİNİN TAMAMINI PKK'LI YAPMAK VE TÜRKİYE'DE İÇ SAVAŞ ÇIKARMAK


GÖRDÜĞÜNÜZ GİBİ ABD,İNGİLTERE VE İSRAİL BU BÖLGEYİ İNSANSIZ OLARAK İSRAİL'E VERMEK İSTİYORLAR.

DECCAL'İN YOLCULUĞU

DECCAL'İN YOLCULUĞU




Deccal; Hz.Peygamber SAS Efendimizin Asrı Saadetinde hayatta idi.Bununla ilgili uzun bir hadis rivayeti var.Şöyle ki:

Sahabe Efendilerimizden RA bir grup, bugünkü Cidde civarından sandalla denize açılıyorlar.Denizde kayboluyorlar ve bir adaya çıkıyorlar.O adada Deccal ile karşılaşıyorlar ve onu zincirlerle bağlı halde görüyorlar.Ve Deccal ile uzun bir konuşma yapıyorlar. Bu hadis internetten okunabilir.

Bu konuyu anlatan başka hadisler de var ve açıkça Hind Okyanusunda bir ada olduğu rivayet ediliyor.

Deccal ahir zamanda çıkacağına göre şöyle bir sonuç çıkıyor. Demek ki Deccal en az bin dört yıldan beri yaşayan bir varlık. Tabi insan olması düşünülemez, eğer Cenab-ı Mevla Deccali de Sahabe Efendilerimize ibret olsun diye maddi alem haricinde göstermemişse. Allahu Alem.

Yani Deccal bir insan ise Cenab-ı Mevla Sahabe Efendilerimize onu maddi alemde değil manevi alemde  göstermiş olmalıdır. Çünkü beşeri bir insanın bin beşyüz yıl yaşaması maddi olarak mümkün değil. Allahu alem.

Eğer Deccal maddi olarak gösterilmişse o zaman da beşeri bir insan değil belki bir CİNNİ varlık olabilir Allahu alem. Çünkü Cinler beşbin yıl bile yaşayabiliyorlar dini kaynaklarımıza göre. 

Deccal konusunu zamanımız alimlerinden en güzel anlatan kişi Şeyh İmran Hüseyin'dir. Yine önceden söyleyelim Şeyh İmran Hüseyin Endonezyalı bir alimdir ve Suudi Arabistan'da hapis yatan selefi bir alimin talebesidir.Bu kendi ifadesidir. Yani selefi akımdan etkilenmiş bir sünni alimidir.
Türkiye ve Türkler hakkında olumsuz görüşleri vardır.

Bunu bir parantez ile açıverelim: 

Şeyh İmran Hüseyin'e göre İstanbul hiç fethedilmemiştir ve ilk defa Hz.Mehdi AS fethedecektir.Yani Fatih Sultan Mehmet Han'ın kutlu fethini fetihten saymıyor ve İstanbul'un o fetih ile İslam olduğunu kabul etmiyor. Birinci yanlışı budur.

Yanlışının sebebi ise Şanlı Türk tarihinin alimlerinden, evliyalarından habersiz oluşudur. Akşemseddin'in kim olduğunu bilmiyor.Mevlanalardan, Yunuslardan, Ahmet Yesevilerden, Emir Sultanlardan haberi yok. 

Hemen bu yanlışını ispat ile düzeltelim:

İstanbul'un fethi ile ilgili hadisler iki gruptan oluşuyor. 
Birinci grup hadisler Hendek savaşı esnasında Hz.Peygamber SAS Efendimizin söylediği hadisin rivayetleridir ki bu hadis İstanbul'un Fatih sultan Mehmet tarafından birinci fethini müjdelemektedir. "Ne güzel komutan ne güzel asker" şerefini hediye alan Hz.Fatih ve Türk Ordusudur.

İkinci grup hadisler ise İstanbul'un Hz.Mehdi AS tarafından fethedileceğini müjdeleyen rivayetlerdir.
Ama bu rivayetler İstanbul'un şu an için İslam olmadığını Hz.Mehdi AS fethedince İslam olacağını anlatmıyor. İstanbul zaten 1453 den beri İslamdır elhamdülillah. Kastedilen şey ahir zamanda Rusların İstanbul'u altı ay süreyle işgal edecekleri ve Hz.Mehdi AS'ın silah kullanmadan tekbirlerle kurtaracağı olaydır.İşgal olduğu için bu da fetihtir.

İspat için bir de Akşemseddin Hz.ile ilgili parantez açalım:

İstanbul'un fethi esnasında bazı Osmanlı alimleri de şeyh İmran Hüseyin gibi düşünmüşler ve İstanbul'u Hz.Mehdi AS fethedecek, biz alamayız, vazgeçelim teklifinde bulununca Akşemseddin Hz.leri İstanbul'un iki defa fethedileceğini birincisini Mehmet'in ikincisini ise Hz.Mehdi AS'ın yapacağını müjdelemiş ve fetih için Fatih'e azim vermişti.

Şeyh İmran Hüseyin'in yanlışları bunlardır ama Deccal konusunu en güzel o anlatıyor.

Kısaca, Deccal'in İngiltere'de olduğunu ve 1920 li yıllara kadar bin yıl İngiltere'de kaldığını ve İngiltere' yi güneş batmayan İmparatorluk yapanın da Deccal olduğunu söylüyor.1920 li yıllarda yani 1.dünya savaşından hemen sonra ABD'ye gittiğini ve bu sefer ABD'yi dünyanın süper gücü yaptığını buradaki görevinin de 2001 de bittiğini ve şu an İsrail'de olduğunu ve çıkacağı günü beklediğini, Taberiyye Gölünün suyu çekildiği zaman da çıkacağını söylüyor.

Görüşlerinin tamamı hadis yorumlarına dayalı ve hadisleri de açıklıyor.Sadece Deccal'in ilk olarak İngiltere'de oluşu hadislere uymuyor.
Yani "Deccal Hind adasında değil İngiltere'deydi ve sahabe Efendilerimiz de sandalla denizde kaybolduklarında İngiltere'ye çıkmışlardı" diyor.Bu da yanlıştır.Çünkü Cidde' den sandalla denize açılıp,kaybolup hiç bir kara görmeden Akdeniz'e çıkıp,Kıbrıs'ı, İtalya' yı,Tunus'u,Fas'ı hatta İspanya' yı görmeden İngiltere'ye ulaşmak mümkün değildir.

Hadislerde açıkça Hind Adası tabiri bulunmaktadır. Bize göre ise Deccal bir Hind adasındaydı.Ve Sahabe Efendilerimiz de o adada ziyaret ettiler. Ama sonra o bölgenin tamamını sömüren İngilizler de o adaya çıktılar ve Deccal'i onlar da buldular, konuştular ve alıp İngiltere'ye götürdüler.Ve İngiltere'deki bin yılı da böyle başladı Allah-u Alem.

1920 den bin yıl geriye gidersek muhtemelen 920 li yıllarda Allah CC ahir zaman girdiği için Deccali serbest bırakmış olabilir ve İngilizler Deccal'i bulup İngiltere'ye götürmüş olabilirler.Veya kendisi de gitmiş olabilir. ALLAH-U ALEM.

(Britanya gemilerinden oluşan ilk filo, bir ceza kolonisi kurmak amacıyla Ocak 1788'de Botany Körfezi'ne ulaşmıştı.)

HER ŞEYİN EN DOĞRUSUNU ALLAH-U AZİMÜŞŞAN BİLİR.

12 Ekim 2014 Pazar

DUYURU






Bütün mailleri cevapladık ama gelmeyen varsa; mail atarsa yazarız inşaallah.

Ayrıca blogdaki yorumlar kısmına mail adresi yazmak yerine safaasya@hotmail.com adresine bir mail atılırsa cevaplamakta kolaylık göreceğiz. 

Lütfen yorumlar kısmına mail adresi yazmayalım. Mail atalım İnşaallah.

Şimdiden Allah CC razı olsun.


safaasya@hotmail.com

11 Ekim 2014 Cumartesi

BARZANİ: "ÖNCE IŞİD, SONRA BAĞIMSIZLIK"

BARZANİ: "ÖNCE IŞİD, SONRA BAĞIMSIZLIK"




Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Mesud Barzani, bağımsızlık referandumunun gündemden kalkmadığını ancak şimdiki önceliğin IŞİD'le mücadele olduğunu ifade etti.

"ÖNCELİKLİ HEDEFİMİZ MÜCADELEYİ SONLANDIRMAK"

Skynews Arapça'ya konuşan Barzani, bağımsızlık referandumu ve 140'ncı madde kapsamında başta Kerkük olmak üzere "sorunlu bölgeler"de yapılması öngörülen referandum konusunda şöyle dedi: "Kürtler hiçbir zaman referandumdan vazgeçmeyecek. Bu konu, gündemimizdeki önemli yerini koruyor. Ancak şimdi bildiğiniz gibi IŞİD teröristleriyle mücadele ediyoruz. Öncelikli hedefimiz bu mücadeleyi sonlandırmak."

YARDIM ULAŞTIRILAMIYOR

Başka bir soru üzerine, Rojava'nın Kobani kentinin kuşatma altında olduğunu vurgulayan Barzani, bu nedenle yardım ulaştıramadıklarını dile getirdi. Kobani halkı ve YPG savaşçıları konusunda duyarsız olmadıklarını vurgu yapan Barzani, uluslararası toplumun imkan sağlaması halinde havadan yardım ulaştırmaya hazır olduklarını bildirdi.

Barzani, IŞİD Erbil'e yaklaştığında Türkiye'den daha fazla destek beklediklerini de belirtti.

KERRY İLE TELEFON GÖRÜŞMESİ

Mesud Barzani, ayrıca dün akşam ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ile bir telefon görüşmesi yaptı. Kürdistan Bölgesi Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada, telefon görüşmesinde IŞİD kuşatmasındaki Kobani değerlendirildi.

Açıklamaya göre, ABD ile Kürdistan Bölgesi'nin IŞİD'e karşı mücadelede bundan sonra neler yapacağı da ele alındı.

SAFA ASYA'NIN YORUMU

Kobani'de, Barzani'nin önündeki PYD-PKK engelleri kaldırılıyor. Ayrıca IŞİD 'yenilmesi imkansız düşman savaşçılar ordusu' olarak markalanıyor. Biz bu markalanmayı "Saddam'ın Kıyamet Topu var, Saddam ABD'yi de yener" yaygaralarından da hatırlıyoruz.

Sonra sıra Barzani'nin sahte kahraman yapılmasına gelecek. ABD havadan, Barzani karadan IŞİD'i Musul'dan çıkarıp, Kerkük'ten tamamen uzaklaştırıp KÜRT DEVLETİ ilan edecekler.

"Kobani'de bile IŞİD'e karşı kimsenin yapamadığını Musul'da Barzani yaptı" diye de full reklamını yapıp tüm dünyaya "Barzani Kürt Devleti'nin başkanı olmayı hak etti" diyecekler.Şerefsiz emperyalist liderlerden ve uşaklarından kutlama mesajları yayınlanacak. 

Irak Merkezi Hükumeti korkacak (!)
Türkiye kamuoyu şaşkın kalacak (!) 
Suriye "O iş bitti" diyecek (!)
Ve Türkiye'deki,Suriye'deki Kürtler Barzani'yi lider belleyecek.

PLANLANAN ŞEREFSİZ OYUN BUDUR.

ANCAK HADİS YORUMLARINA GÖRE:ALLAHU ALEM

Irak Ordusu, Rusya ve İran'ın desteğiyle ABD'nin kuklası olan Barzani' ye Kuzey Irak'ı mezar yapacak.Hadis yorumlarında geçen Karkısa Savaşı bu savaştır. Bu savaş taşeronların son; 3.Dünya Savaşının ise ilk büyük savaşıdır.

Irak Merkezi Hükumeti bu savaşı kazandığı için ABD ve müttefikleri hemen arkasından Suriye' yi işgal edecekler.

Türkiye Suriye'ye girmeyecek çünkü Suriye Ürdün'de bulunan koalisyon ordusu tarafından işgal edilecek diye önceden yazmıştık. Bu da gerçekleşiyor.

Türkiye girmeyeceğini açıkladı ve ABD Dış İşleri Bakanı'da kendi kamuoyuna"Kürtler, Türkleri istemiyor" bahanesiyle (!) ilan etmiş oldu.

Tekrar tekrar yazıyoruz.
Türkiye ne Suriye'ye, ne de Irak'a asla GİRMEMELİDİR .

ÇÜNKÜ YUNANİSTAN İLE SAVAŞACAĞIZ. 
KIBRIS, EGE VE TRAKYA'DA HER TÜRLÜ ASKERİ HAZIRLIKLARIMIZI ONA GÖRE YAPALIM İNŞAALLAH.

NOT: Türkiye Suriye'ye niçin girmeyecek? Tezkere olmasına rağmen ve ABD, Suriye'yi işgal etmek ve bu işgali de Türkiye'den yapmak istemesine rağmen neden Ürdün'den yapmak zorunda kalacak? Bu iki sorunun cevabı mahrem olduğu için maillere yazacağız İnşaallah.

ALLAHU ALEM ALLAHU ALEM ALLAHU ALEM

10 Ekim 2014 Cuma

A,B,C PLANI MI? ABD PLANI MI?

A,B,C PLANI MI? ABD PLANI MI?



Açılımın başından beri Hükumet sürekli "A,B ve C planlarımız var" dedi.

Hükumet'in A,B ve C planlarının ne olduğu konusunda bir açıklama yapılmadı ancak bazı yazarlar farklı zamanlarda bu planlara ilişkin tahminlerini yürüttüler.

Sayın Cumhurbaşkanının son açıklamaları ve "Asker ve polis ne gerekiyorsa yapacak" sözü bu planlardan birinin bittiği ve diğerine geçildiği anlamına geliyor.Sadece şunu söyleyiverelim: Çok alıştık ya ANGAJMAN KURALLARI diye bir terime.Bundan sonra PKK'ya da angajman çekilecek. Bunu yazınız bir kenara.. 

Oysa Cumhurbaşkanımızdan başta güvenlik görevlilerimiz olmak üzere tüm Milletimiz şöyle bir açıklama yapmasını beklerdik: "Askerimize,Polisimize bir kurşun atana bin kurşun atarız,bir cana bin can alırız,ona göre herkes ayağını denk alsın" deseydi bize göre daha iyi bir açıklama olurdu. Tabi bir yorum başkaları daha farklı da düşünebilir.

Mesela Osman Pamukoğlu da "Size bir ay süre, silahlarınızı bırakın, gelin teslim olun,bir ay içinde teslim olmayanı yurt içinde de yurt dışında da bulur öldürürüz" demişti. 

Biz Hükumet'in A,B ve C planlarını Hükumete bırakalım.

BİZE GÖRE BU YAŞANANLAR A,B,C PLANI DEĞİL ABD PLANIDIR.

ABD'nin amacı Türkiye'de iç savaş çıkarıp, bölüp parçalayıp Kürt Devleti adı altında kukla bir devlet kurup İsrail'e bağlamaktır.

BUNU İLK ÖNCE GEZİ OLAYLARINDA DENEDİ.

Oradaki amaç şuydu: 

Ülkenin batısında Türkler Sağcı-Solcu,Alevi-Sünni,Tayyipçi-Antitayyipçi,Laik-Antilaik vb adlar altında- hangi ad altında olursa olsun- kutuplaştırılacak,çatıştırılacak ve ülkenin batısı kaosa sürüklenirken doğuda Kürtlerin yaşadığı bölgeler huzur ve refah bölgesi olacaktı. Barzani-istan bu şekilde kurulmuştur.

Halkımızdan şu gizlendi: 

Gezi Parkı eylemlerinde eylemcilerin çoğu PKK'lılardı ama PKK'lı olduklarını gizlediler.Dev Solcu vs pankartlarla sokakları yaktı yıktılar. Dev yol pankartlarını gören CHP'liler de herhalde Tayyip gidecek diye sokağa fırladılar. İşçi Partisi ile MHP bu oyuna gelmedi.

Efendim Gezi Parkı olaylarında İşçi Partililer vardı.Evet vardı ancak Taksim'e gitmediler eylemlerini Kadıköy'de yaptılar. Sebep olarak da Taksim'deki eylemleri PKK'lıların yaptığını o yüzden Kadıköy'ü tercih ettiklerini açıkladılar. MHP, düz mantıkla AKP'ye yine desteğini verdi ve "Bunlar solcu bizim onlarla işimiz yok" dedi ve hiç katılmadı. 

Demek ki neymiş? Gezi Parkı eylemleri de zaten PKK eylemiymiş. 
Gezi Parkı'nda amaçlarına ulaşamadılar çünkü PKK'nın amacı Hükumeti yıkmak değil kaos çıkarmak ve batıdaki huzurlu güven ortamını ortadan kaldırmaktı.CHP de sahaya inip iktidarı hedefe koyunca görev tamam oldu ve Cumhuriyet Mitinglerinde AKP'ye verilen dolaylı destek yine sağlanmış oldu.

ABD gezide şunu da test etti: Acaba İstanbul'da sokağa kaç PKK'lı çıkarabiliyoruz? Sonra Gazi Mahallesinin PKK'lılarının yeterli olmadığını gördü ve Kürt halkının tamamını PKK'lı yapmanın diğer argümanlarını devreye soktu.

PKK için en kritik il Şanlı Urfa'ydı. Peygamberler Şehri Şanlı Urfa'mızın Müslüman halkını bir türlü dinsiz PKK'ya itaat ettiremiyorlardı. PKK'nın en başarılı belediye başkanını (Osman Baydemir) aday gösterdiler yine olmadı. 

Açık söyleyelim eğer Osman Baydemir Şanlı Urfa belediye başkanı olsaydı Rasulayn fitnesinin de yardımıyla Şanlı Urfa'da PKK' lı bir taban yapması işten bile değildi. Zira Diyarbakır Belediye başkanı olduğunda da PKK çok güçlü olmamasına rağmen Diyarbakır'da PKK'yı güçlendiren isim Osman Baydemir'di.

Tabi bunların hepsi ABD planıdır.



VE KOBANİ

ABD, Gezi'de ve Rasulayn'da edindiği tecrübelerle ve açılımın kıvamına getirdiği ortamda IŞİD'i Kobani'ye saldırttı.

Amacı Kürt Halkını hepten PKK'lı yapmak, Kobani'deki çatışmaları Türkiye'ye ithal edip Türkiye'de iç savaş çıkarıp sokakları kan gölüne çevirmek. Yani Türkiye'yi Suriye yapmaktır amaç.Türkiye'nin güneydoğusunu,Suriye'nin kuzeyini Barzani'ye bağlamak, Barzani'yi de tabii ki İsrail'e.



IŞİD'i Kobani'ye gönderen ABD.
PYD-PKK'yı Kobani'ye gönderen ABD
PKK'ya destek vermek için Kürtler ayağa kalkıyor.

AMA BARZANİ MÜSTESNA..

Barzani; Türkiye'den Kobani'ye ulaşmak (yardım etmek) için koridor istiyor.Türkiye vermiyor.

Yani ABD, Kobani'de PKK/PYD'nin silahlı gücünü zayıflatırken 'Siyasi gücünü' artırmaya çalışıyor. Silahlı güçleri Barzani'ye karşı zayıflatılırken, siyasi güçleri Türkiye'ye karşı artırılıyor.

ABD,PKK'nın Türk Ordusu ile savaşarak Türkiye'yi bölmesini istemiyor. Çünkü imkansız olduğunu biliyor.Onun yerine PKK'nın terörist eylemleri bitsin, Kürt halkı sokağa çıksın, özerklik, bağımsızlık istesin,Ordu da müdahale edemesin, eli kolu bağlansın ve biz de tezkereyi fırsat bilip oraya bir askeri güç yerleştirelim ve hem Kürdistan için bir güvence olarak hem de Türk Ordusu' nun müdahalesine karşı caydırıcı bir unsur olarak bulunalım ve adım adım Kürdistan'ı Türkiye'ye rağmen kuralım istiyorlar.DUYURALIM VE İNŞAALLAH OYUNA GELMEYELİM.

ABD'nin Suriye'deki muhalifleri Türkiye ile birlikte Türkiye'de birlikte eğitelim oyunu çok tehlikelidir. Çünkü uluslararası hukuka göre ilk defa komşu bir rejim aleyhine ve açık ve belgeli olarak suç işlemiş olacağız. Suriye BM'e götürecek ve "Uluslararası teröristleri eğitiyor" diyecektir. 

"Biz eğitmedik" diyebilir miyiz?
Ya da Suriye o kampı bombalarsa ve "Bizimle savaşan teröristleri eğitiyor, o yüzden vurduk, haklıyız" derse cevabımız ne olacak?

Rusya ve İran açıkça ve "Kesinlikle Esad'ın devrilmesine müsaade etmeyiz" derken ABD istedi diye İran ve Rusya ile savaşacak mıyız?  

Esad gitse bile yerine aşağılık Süfyan gelecek ve Müslüman katliamı yapacaktır. Biz mi getirelim?